Monday, April 2, 2012

Duru 3 aylık - Labial füzyon

Bu ay ki dr kontrolünde biraz canımız sıkıldı. Sende ilk defa duyduğum "labial füzyon" denen vajinal bir yapışıklık varmış. Sinan bey çocuk cerrahisi bölümüne yönlendirdi. Dr Egemen bey kortizon içeren kremle sabah-akşam masaj yapar gibi tam yapışıklığın üstüne sürmemizi istedi. Eğer başaramazsak cerrahi müdahale gerekecekti:( Kortizon içerdiği için sürmek istemezsek seni neler bekliyor olacağı sorumuza karşılık da idrar yolları enfeksiyonuna neden olabileceğini söyledi. Pişik kremlerinin o bölgeye sürülmesi, bezle altının sürekli kapalı olmasından dolayı yapışıklığın olabildiğine de değindi. Genelde titiz annelerin çocuklarında olurmuş:) 2 hafta sonunda Egemen bey tekrar gördü ve yapışıklık açılmıştı. Bir daha bu bölüme uğramamamız dileğiyle uğurlandık. Ne yazık ki yapışıklığın tekrarlama eğilimi varmış. Ben de stres yarattı, sık sık kontrol eder oldum.

Artık uykuların daha düzenli. Gündüzleri 2 saatte bir (emme, alt değiştirme ve oyunun ardından) en çok 2 saat, en az 45 dk uyuyorsun. Gecelerimiz çok şükür tıkırında. En fazla 2 kez kalkıp seni emziriyorum ki zaten emerken uykuya dalıyorsun. Arada cin gibi bana bakıp gülümsediğinde oluyor tabi. Uykusuzluktan ölsemde içimin yağları eriyor işte o anlarda:)
Doğduğun günden itibaren kar, kış, kıyamet. Havalar öyle soğuk ki. Daha yeni yeni seni her gün kısa süreli temiz hava aldırma moduna geçebildik. Tabiki ana kucağında durmuyorsun. Çözümü kanguru almakta bulduk. Genellikle bizim sitenin etrafında ya da belediyenin açtığı İstinye yaşam evinde. Daha öteye gidemiyoruz:) Hala annelerden yemek desteği alıyoruz. Her hafta pzt biri, cuma diğeri geliyor. Senin gibi yaramaz bir bebekle hiçbir şeye vakit bulamıyorum. Keyifli olduğun tek an emzirmeden hemen sonraki yarım saat. Onun dışında azıcık bile kendi kendine oyalanamıyor, sürekli ağlıyor, kucak istiyorsun. Tamam sana bakmak benim için büyük bir zevk ama biraz uslan artık ne olur:) 6.ayda düzeleceğinden umutluyum:)

Monday, March 5, 2012

Duru 2 aylık - Kırkımız çıktı

40. günü çıkarmanın şerefine, anneanne ve babaannenin ısrarlarına dayanamayıp evde dua okuttuk. En çok baban karşı olmakla birlikte, seni hasta ederiz düşüncesiyle kalabalık olmasını istemiyorduk. Bir bizim çocuğumuz yok biliyoruz ama ilk göz ağrımız olduğundan seni herşeyden sakınıyorduk:) Akrabalar ve yakın dostlarımızla birlikte 40-45 kişilik bir mevlid oldu. Hiç uzun uyku uyumayan sen o gün tam 3 saat uyudun. Mevlidin sonunda artık ayıp olucak diye, seni istemiye istemiye uyandırdım. Babaannen bizim korkumuzdan kimselere yaklaştırmadan seni salonda gezdirdikten sonra odana geri döndük. Şimdi hasta olmadın ya iyi ki mevlid yapmışız diyorum:)

Kırkını uçurduk:)
Doktorumuzu yine değiştirmeye karar verdik. Sırrı Bey'den memnunduk ama çok uzak. Senin gibi ağlayan, arabada durmayan bir çocukla İstinye-Ataköy arası gidip gelmek tam bir eziyet. Yan komşularımızın kızı Nil'in doktoru Sinan Bey'e gitmeyi uygun gördük. İnanılır gibi değildi. Amerikan Hastanesi'nin bir doktoru mamaya başlayın derken, diğer doktoru iyiki anne sütüne devam etmişiniz diyor. Şu an ilk doktorun sözünü dinleseydik, hiç gerek yokken mama takviyesi alıyordun. Kilon 4290 gr, boyun 58 cm, baş çevresi 37cm. Uyku konusunda hiç bir ilerleme yok. Hala ne yapsak meme dışında uyumuyor, yatağa koyduğumuz çoğu zaman ağlıyor, kucağımızda yada emzirme yastığındaki pozisyonunda, bizlerin sıcaklığını hissederek uyumak istiyorsun. Çözümü emzirme yastığının üzerindeyken seni anneannen-babaannen ya da babana vererek buldum, bu sayede biraz nefes alıyorum. Geceleri yatağında 4 saatlik uzun uykunu uyuyorsun çok şükür. İlk aylarda denediğimiz emziği artık hiç ağzına sürmüyorsun. Yüzünde isilik benzeri, sivilcemsi kızarıklıklar var. Bunlar normalmiş, hatta sütümün kaliteli olduğunu gösterirmiş. Hala 7-8 kez sulu kakalara devam. Alışveriş merkezleri 3.aya kadar yasak, zaten sokma taraftarı değiliz. Bu ay ilk defa iki kez ailecek gezmelere çıktık. İlki senden 20 gün büyük olan Yaman ve ailesiyle Borsa'da yemek yedik. Toplam 4 saat dışarıda kaldık ve 3 saati uyudun. "Sürekli yaramaz diyorsunuz, çocuk paso uyuyor" tepkileriyle karşılaştık haliyle. Neden bilmiyorum ama bu çocuk uyumuyor yada hep ağlıyor dediğimiz kişilerin yanındayken sen aksine kuzuya bürünüyorsun. İkinci gezmemiz senden 10 gün küçük olan Zeynep ve ailesiyle. Ataköy Big Mama's da kahvaltı yaptık. O gün öyle bir kaka yaptın ki bütün bacağın, çorabın kaka içindeydi. Füsun teyzen altını temizlerken çorabını çekmesiyle oldukça sıvı kıvamdaki dışkın hırkama sıçradı:) Ne kadar sinir bozucu olsa da gülmeden edemedik:)

Kızları değiştirdik:)

Samimi olduğumuz dostlarımızla bu kadar yakın zamanlarda doğum yapmış olmam mutluluk verici. Umarım ileride iyi anlaşır, koşup oynadığınız hatta geceleri çıktığınız günleri de görürüz:)

Wednesday, February 1, 2012

Duru 1 aylık - Mutluluk, hüzün, kaygı...


40 hafta süren uzun bir bekleyişin ardından sonunda kavuştuk güzel kızım. 3 günü hastanede geçirdikten sonra evimize geri döndük. İlk heyecan, ilk deneyim olmandan ötürü hem baban hem ben  hem de ailelerde fazlasıyla telaş ve panik vardı. Hastanede ne kadar da rahatmışız oysa ki. Şu an ki planımız 40 gün boyunca anneanne ve babaanne dönüşümlü olarak yanımızda kalıp, bana destek olacaklar. Hafta sonları ise babanla birlikte üçümüz baş başa kalacağız.

İlk ayın nasıl geçtiğini sorarsan anneliğin zor olduğunu bilirdim, duyardım ama bu kadarını beklemiyordum diyebilirim. 19 saat süren, acılı ve zorlu geçen doğum hikayemizin ardından uykusuz geceler, halsizlik, hormonlar beni oldukça zorluyor. Her şeye ağlıyorum, çabuk sinirleniyorum, gerginim! Seni kendi anneme bile emanet edemiyorum. Tecrübesizim ama sanki sana benden daha iyi kimse bakamaz hissi var. Ayakta duracak halim yok ama sürekli bir koruma, başında durma isteğim var. Durmadan emmek istiyor, memeden ayrılmak istemiyorsun. Üç-beş çekip her seferinde uykuya dalıyorsun. Yatağa koyduğumda ise çığlığı basıyorsun. Bir bebek neden uyumaz, neden sürekli ağlar? hiç mi yorulmaz? Çıldırmamak içten değil. Öyle yüksek ve kulak tırmalayan bir ağlama sesin var ki:( Yanlış yapıyorum belki bilmiyorum ama pes edip, yeter ki ağlama diye yine emziriyorum. Emzirme yastığında seni emzirirken yemek yediğim anlar bile oluyor. Tecrübeli annelerle paylaşıyorum. Kimi çok uslu çocukları olduğu için şaşkınlıkla dinliyor ve bir yerde hata mı yapıyorsun acaba diye sorguluyorlar. Doymuyor mu? Sütün yetmiyor mu? Emzik denedin mi? Kucağa mı alıştırdın? gibi sorular sorular... Huysuz bebek sahibi anneler ise "şükret memede susuyor, hiç susturamayabilirdin" deyip beni sakinleştiriyor. Şu aralar bunalımdayım diyebilirim:( Ağlama krizlerine girmeden hemen önce "Kendine gel Nihan! Sağlıklı bir bebeğin var, Şükret" diyor iç sesim.

4 günlükken doğum sonrası seni kontrol eden Hilda hanım'a kilo ölçümüne gittik. 2980 gr doğup hastaneden 2780 gr çıktın. 4.gün 2800 gr olmuşsun. Doktorun kilonu az bulsa da bir süre daha denememizi, sen emdikten sonra kalan sütleri sağıp sana kaşıkla içirmemizi, hatta göğüs kalkanlarında biriken sütü bile vermemizi istedi. Biberonu anne memesini bırakırsın diye önermese de biz denedik. Emdikten sonra kalan sütleri biberonla içince hareketsiz bir şekilde put gibi duruyorsun. Midenin patlayacak kadar dolduğu tipinden belli oluyor. 1.ay bitiminde ağırlığın 3385 gr, boy 55 cm, baş çevresi 36 cm. Hilda hanım elimden geleni yaptığımı ve mama takviyesi vermemizi önerdi. Üstüne bir de aşını yapıp, senin ağladığını görünce gözyaşlarıma engel olamadım. Büyük bir moral bozukluğuyla eve döndük. Ertesi gün tavsiye üzerine Ataköy'de muaynanesi bulunan Sırrı Bey'e koşarak gittik ve kilonun da sütümün de yeterli olduğunu söyleyip, anne sütüne devam diyerek bizi uğurladı. Derin bir ohh çektik.

1.ayımızda en uzun uykun 4 saat sürüyor. Allahtan bu kadar huysuzluğuna karşılık gece-gündüz ayrımını biliyorsun, anne de 4 saat uyku çekiyor. Şu sıralar sırt üstü yatırıldığında sık uyandığın için, seni yan yatırmayı deniyoruz. Burnundan mı gırtlağından mı bilemedik, tuhaf sesler çıkartıyorsun. Sık sık hapşırıyorsun. Nedeni de genzini temizlemekmiş. Günde 7-8 kez kaka yapıyorsun. Babanla altını değiştirirken bize doğru kakanı püskürttüğün anlarda bile, bu yorgunluğa rağmen gülme krizlerine giriyoruz:) Kısaca kızım annelik çok yorucu, zahmetli olsa da senin varlığını hissedip kokunu içime çekmek herşeye bedel. Sadece daha az ağlayıp, kendini biraz sevdirebilseydin de bu günlerin tadını çıkarabilseydik:(

Thursday, January 12, 2012

Doğduğun Gün...

Güzel bir pazar sabahına uyandık. Babanla gelişine sayılı günler kaldığını bilerek tüm günü evimizde geçirmeye kararlıydık. Kahvaltı sonrası artık taşımakta zorlandığım koca karnımdan dolayı tv karşısına geçip uzanıyordum. Babansa playstation oynuyordu:) Adet dönemlerinde yaşadığım inceden inceye sızlayan bir bel ağrısı başladı. Biraz hareket etmek adına ayaklandım. Babanın yanına çıktım. Belim ağrıyor hayırdır inşallah desemde pek geleceğine yormadı, oyununa devam etti:) Tuvalete gittiğimde hafif kahverengi tonlarında nişanın geldiğini gördükten sonra, yüzümde şaşkın bir tebessümle babanın yanına koştum. Sana kavuşmamıza az kaldığının müjdesini verdim. Biliyordum ki nişan gelmesi demek, doğumun kesin bugün başlayacağı anlamına gelmiyordu. Hemen doktorumuz Cengiz bey'i aradım. Uzanıp kendimi yormamamı, eğer suyum gelirse toparlanıp hastaneye gitmemizi istedi. Daha vakit belki de çok var ama ben yine işimi sağlama alıp güzelce duşumu aldım. Son kez hastane bavuluma göz attım. Telaş yapmasınlar diye ne kadar paylaşmaya can atsakta, ailelere hemen haber vermedik. Herşeyin hazır olduğuna emin olduktan sonra koltukta uzanmaya devam ettim. Babanla yemek sipariş etmeye karar verdik. Tam internetten yemeklerimizi sipariş ediyorduk ki birden suyum gelmeye başladı. Cengiz bey'e hemen haber verdim. Hızlıca giyindik. Oda süslemelerini, bavulu toparlayıp, arabaya bindik. Sen istediğin kadar aylar öncesinden hazır ol, elin ayağına karışıveriyor:) Önce suyum geldiği için yolda giderken aileleri aramaya karar verdik. "Heyecan yapmayın, hemen doğum başlamayabilir, yavaş yavaş hazirlanıp hastaneye gelin" dedik:) Ne kadar söylesekte panik oldular tabi. Ne de olsa onlar da aylardır heyecanla bu haberi beklediler. Saat 16:00 sularında Amerikan Hastanesi'ne acilden giriş yaptık. Hemen nst'ye bağladılar. Nöbetci dr çatı muaynesi yaptı. Herhangi bir açılma olmamış, kasılmalar yeterli değildi. Fakat suyum geldiğinden yatış işlemlerini başlattılar. Odamıza yerleştik. Nöbetci doktor ve Cengiz bey ortak kararla yeterli açılma olmadığından suni sancı vermeyi uygun gördüler. 1-2 saat sonra yine çatı muaynesi yapıldı. Açılma 1 cm olmuş, suni sancı şiddeti arttırıldı. Bu kez 5-10 dk da bir kendini hissettirmeye başlayan sancıları, hastaneye gelen arkadaşlar ve aile dostlarımızla ayakta dolanarak, sohbet ederek atlatmaya çalıştım. Evet biraz canım yanıyordu ancak dayanılmayacak rahatsızlıkta değildi henüz.
Gece 12'ye doğru doktorum geldi. Açılma hala 1 cm di ve bana iki seçenek sundu. "Bebek henüz kanala girmemiş, normal doğuma çok elverişli değilsin. Dilersen kızını yarım saat icinde kucağına verebilirim. Yok ben normal doğum icin şansımı deneyeceğim, ağrı çekmeye hazırım diyorsan, rahmi daha fazla suni sancıyla yormayacağız. Serumu kapatıp, sabah 5'e kadar rahimi dinlendireceğiz. Sonra tekrar suni sancı verip, yeterli açılmayı bekleyeceğiz" dedi. Sana bir an önce kavuşmayı çok istiyordum ama bir yandan normal doğum yapmalıyım düşüncesi beynimi kemiriyordu. İçimdeki sesi dinleyip normal doğum için beklemeyi tercih ettim. Annem acı çekmeme dayanamayıp, sezaryan olmam için beni ikna etmeye çalışıyordu. Gelecek olan şiddetli sancılardan habersiz "anne destek ol lütfen, ben normal doğum yapacağım" diyordum. Anneannen ve baban dışında herkesi yarın büyük gün olucak diyerek evlere uğurladık. Benim için zorlu gece saat 00:30 sonrası başladı. 5 dakika da bir gelen, ağrı boyutları dayanılmaz olan sancılarla tanıştım. O kadar yorgun düşüyordum ki sancı gittiği anda gözümü kapatıp uykuya dalıyordum. Yeniden derince nefes alıp, gelen ağrıyla nefesimi dışarı veriyordum. Nasıl desem adet sancısı gibi ama şiddetini tarif edemiyorum. Bütün gece sessiz sessiz inledim. Baban ve anneannen ellerinden bir şey gelmediği için benimle birlikte acı çektiklerini yüzlerinden hissediyordum. Kimi zaman baban gözü dolan anneanneni teselli ediyor, anneannense sırtını sıvazlayıp babanı... Nasıl geçti, nasıl dayandım bilmiyorum ama sabah 5 sularında nöbetçi dr yine muayne etti. Açıklık 3 cm. Onca ağrıya rağmen yüzüm güldü. Artık epidural yapılabilirdi. İşlem yapılırken hiç canım yanmadı. Sadece arada gelen sancılara hakim olup işlemi yaptırmak biraz kastırmıştı beni. Epidural takıldı ve sancılarımı daha hafif hisseder oldum. Bacaklarım uyuşmaya başladı, hareket ettirmekte zorlanıyordum. Sabah 7 gibi başka bir nöbetçi doktor geldi ve yine o berbat çatı muaynesi, açıklık 7 cm. Bu habere sevinmem gerekirken artık sinirlerim boşaldı ve ağlamaya başladım. Gücüm kalmamış, çok yorulmuştum. Seni kucağıma almayı istiyordum. Saat 10:00 gibi Cengiz bey geldi 10 cm'e ulaştığımızı birazdan doğumhaneye gireceğimiz müjdesini verdi. İçimden dualar edip, sadece sağlıklı olmanı diliyordum. Beni farklı bir yatağa aldıktan sonra doğumhaneye giden koridorda ilerlerken babanın elimi tutuşu, annecimle göz göze gelişimiz yine gözyaşlarıma neden oldu. Doğumhaneye girdik. Cengiz bey'e Cem bey eşlik etti. Her uyardıklarında nefes alıp, ıkınmamı istediler. Baban sağ baş ucumda bana destek oluyordu. Sana zarar gelir korkusuyla, bir an önce kavuşabilme umuduyla inanılmaz bir efor sarfettim. 3. gelen sancı ve ıkınmayla saat tam 11:02 de içimden kaydın ve karşımdaydın. Seni kucağıma alıp sağlıklı olduğunu duyduktan sonraki hislerim tarif edilemez. Aylarca içimde taşıdığım kızımız artık kucağımızdaydı.

Doğurmak, anne olmak gerçekten mucizevi bir olaymış. Başka bir boyut... Bir gücün varlığına inanmamak mümkün değil.




Şu günlerdeyse 7 aylık kocaman bir kız oldun. Anladım ki annelik dünyanın en zor en kutsal mesleği. Öyle bir aşksın ki sen; artık ne çektiğim doğum sancısını, ne lohusa hallerimde yaşadığım depresyonumu, ne de uykusuz, yorgun gecelerimi hatırlıyorum. Sadece bir gülüşün tüm olumsuzlukları unutmama yetiyor. Kokunu içime çekmek, sana dokunmak herşeylere bedelmiş. Karşılıksız tek sevgi anne sevgiymiş..



Thursday, December 1, 2011

9 aylık hamileyim - Heyecan dorukta!

5 haftalıkken karnıma düştüğünü öğrendiğimizde sabırsız annen koskoca 9 ay nasıl geçer diye homurdanıp duruyordu. Şimdi ise 39 haftayı devirdik. Gerçekten yakında anne olacağıma inanamıyorum! Belki bugün, belki yarın, belki 15 gün sonra doğacaksın bilmiyorum ama beni inanılmaz bir heyecan sardı şu günlerde. Daha geleceğin yoksa da sırf bu yüzden erken gelmene neden olabilirim:) Nasıl bir görüntün olucak? İlk bakışmamızda neler hissedeceğim? Rahat bir doğum olacak mı? Herşeyden önemlisi sağlıkla gelecek misin? Sürekli kafamda sorular sorular... Bir yandan hiç bir eksiğin kalmasın istiyorum. Dolaplarını, çekmecelerini, kıyafetlerini kurcalıyorum. İznin olmadan oyuncaklarınla oynuyorum:) Kendimce listeler yapıyor, yanına tamamladıkça tik atıyorum. Hastane bavulumu açıp açıp kapatıyorum:) Benim için 4-5 gecelik, 1 pijama, süslü taç ve tokalar, 3-4 emzirme sütyeni, göğüs kalkanı-kremi-pedi, terlik, sabahlık koydum. Senin içinse Mothercare'den aldığım 8'li hastane çıkışı takımlarından 2 tane koydum. Artık acil durum için birileri koşar getirir diye düşünüyorum:)

Babacığın üşenmeden resimlerimizi çekti:)

Henüz karnımdan çıkmadan önce bana yaşattığın rahat hamilelik günlerinden ötürü sana teşekkürü borç bilirim. Arada duygusal dalgalanmalar yaşatıp, beni hüzünlere boğduğun olmadı değil ama işin aslı şanslı annelerdenim. Hamilelik beni hiç ama hiç yormadı. Aksine bol bol şımartılıp, herkesin üstümüze titrediği güzel günler geçirdik seninle birlikte. Doğduğun andan itibaren pabucum dama atılıcak biliyorum ama hadi gel artık kızım, sabredemiyorum:)


Wednesday, November 30, 2011

8 aylık hamileyim - Yine göremedik seni!

Bu ay yine Cengiz bey'e göründük. Babaannen ve deden sabahın 9'unda hazırlanıp, sırf sen bu kez poz vereceksin diye, üşenmeden Nişantaşı'na kadar geldiler ama nerdeee... Bu kez de başını aşağı indirdiğin ve ağzını elinle kapadığın için ancak hafif bir yan profil alabildik ki kimse bu durumdan tatmin olmadı. Keşke babaanne ve dedenin hatrına görebilseydik seni. Yine yaptın yapacağını! Oğlak burcu, minik, inatçı mı inatçı bir kız geliyor sanki :)

Verdiğin resimde saç ve kaş gibi görünen karartılar var. Korkuyla doktora bunlar saçı ve kaşları mı diye sorduğumuzda, ultrason aletinin boş bulduğu yerleri otomatik olarak kararttığını söyledi. Umarım öyledir yoksa kara kaşlı, kara gözlü, kıllı-tüylü bir çocuk geliyor:) Doğum sonrası seni ilk sağlık kontollerinin ardından, hemen cımbız ve ağdayla kadınsal bakıma sokucaklar diye geyikler döndürüyoruz şu aralar evde:)Nasıl gelirsen gel, sen hep güzel görünüceksin bize merak etme kuzum. Sakın da yanlış anlama:) Biz sadece eğleniyoruz:) +1 kilo daha almışım ve doktorum beni tebrik etti. Gayet iyi gidiyormuşum. Kanım düşük çıktı ve kullandığım demir hapının yeterli olmadığını düşünerek başka bir ilaç verdi.

Cengiz bey'in önerisi üzerine 31+7 de devlet hastanelerinde uğraşmamak için sgk ile anlaşmalı hastanelerden biri olan Özel Dora hastanesi'ne gittim. Hem 2. göz olsun diye para vermişken muayne oldum, hem de 37.haftaya kadar çalışabilir raporumu aldım.

Bu aralar Amerikan Hastanesi'nin eğitimlerine gitmeye başladım. İlk gittiğimde ki konu bebek bakımıydı. Günlük temizliğin, yıkama-yağlama, gaz çıkarma gibi bir çok konuda bilgilendirildik. Anlattıkları her konu başlığını internette yada kitaplarda bulmak mümkün ama benim ortam da çok hoşuma gitti. Benimle aynı heyecanı yaşayan kişilerle birlikte olmak, hiç aklına gelmeyen soru ve cevapların yanıtlarını almak bana çok keyif verdi. Şimdi böyle herşey kolay gibi gözüküyor ama sen gelince nasıl olacak bakalım.

Odan öyle güzel ki tam bir prenses odası gibi oldu. İşim olmasada sürekli odana girip çıkıyor, eşyalarını, kıyafetlerini mıncıklıyor, geleceğin günleri hayal ediyorum. Anneannen sen henüz karnımdayken hatıra olsun diye odanda birkaç resmimizi çekti. Ellerine sağlık valla güzel fotolar çekti:)



Friday, September 30, 2011

7 aylık hamileyim


Benim kalın dudaklı, şişko yanaklı kızım!
Neden mi böyle diyorum çünkü bu seferki buluşmamızda çok şükür ki seni görebildik. Burnun kordon yada bilmediğimiz başka şeylerle kapanmış olduğundan çok net görüntü alamasakta ağzını, yüzünü, başını az biraz görebildik. İnanılmaz güzellikte tombiş tombiş yanakların var. Şimdiden seni ısırasım var:) Toplamda 10 kilo almışım. Sen ise 1300 gr olmuşsun. Hem çölyak oluşum hem de minyon ve zayıf bir tip oluşumdan ötürü seni bu kadar iyi besleyeceğim aklıma gelmezdi. Hep kilonla ilgili sıkıntı yaşayacakmışız hissi vardı ben de. Doktoruma göre 3-3.5 kilo arası doğarmışsın. Henüz vakit olsada hala makat gelişindeymişsin. Oysaki ben kafayı indirdin diye düşünüyordum. Karnımda bazen öyle bir baskı yapıyorsun ki kayıp geleceksin diye düşünüyorum. Hiç rahat durmuyorsun. Ordan burdan elini, bacağını ittirip duruyorsun. Sen hiç uyumaz mısın kızım:) Doktorum "Ev de oturma, çalış! Keşke 40.haftaya kadar çalıştırsalar sizleri" diyerek 37.haftaya kadar çalışmam için de destek verdi:) Bense bir an önce evimde olup seninle ilgili tüm detayları hazırlayıp, gelişinin heyecanını sindire sindire yaşamak istiyorum ve 37. haftayı iple çekiyorum! Günden güne şiştiğimi ve ağırlaştığımı hissediyorum. Son durum +8 kilo. Hamile kaldığımda 51 kiloydum. Artık tekmelerini çok sert ve sık hissediyorum. Bu durum beni öyle mutlu ediyor ki yüzümde sürekli bir gülümseme oluşuyor.

7.ayında hamileleğim boyunca ilk kez ağır bir mide bulantısı yaşadım. İş yerinde öğle yemeğinde yediğim karnıyarık-pilav ikilisinden sonra karnımda inanımaz gerginlik oluştu. Adım atarken bile karnıma iğneler batıyordu. Eve git yat di mi yine dayanamadım, çalıştım. Mesai bitimine kadar zor dayandım. Bir an önce metroya binip evin yolunu tuttum. Darüşşafaka durağında inip asansöre doğru ilerlerken bir tuhaf oldum. Tansiyonum düşüyor heralde diye düşünüp banklara oturup biraz dinlenmeye karar verdim ki iyi ki binmemişim. Hayatım boyunca ilk kez bir istifra olayı başıma geldi. Bulantılı hamilelik geçiren tüm annelerin allah yardımcısı olsun dedim içimden. Eve geldiğimde hemen yorganı üzerime çekip uyudum. Gece ara ara bulantılarla kalktım. Durumum böyle olunca işe gitmemeye karar verdim. Anneme ne kadar iyiyim gelme desemde dayanamadı, imdadıma sıcacık çorbasıyla yetişti. 1-2 gün sonra iştahım yerine gelmeye başladı. Bu bulantının hamilelikten değil de yediklerimden olduğunu düşünüyorum. Sanırım mideyi bozdum ve karnıyarıktan soğudum. Bu aralar seni pek iyi besleymediğim için üzgünüm:(

Babacığın işlerden dolayı çok yoğun. Onu yalnız beklerken izlediğim haber, dizi, film ne varsa, normalde hiç etkilenmeyeceğim bir sahnede bile ağlar oldum. Sebepsiz yere bile ağladığım oldu. Aklıma sürekli felaketler, en kötüsünden seneryolar gelir oldu. Hamilelğimde her şey yolunda çok şükür ama benim hormonlar coştu. Artık tv izlememeye, sadece neşeli olanları seçmeye karar verdim.

Alışveriş telaşımız devam etmekte. İnceleyip durduğumuz, karar vermekte güçlük çektiğimiz araba koltuğun ve pusetini de aldık. Araba koltuğun maxi cosi pebble, pusetin bugaboo bee. Pusetini aslında bugaboo cameleon almak istiyorduk ancak benim arabama katlanmış haliyle sığmadığını görünce vazgeçtik. Baban öyle çok istekliydi ki sırf bu yüzden bana daha büyük araba alma planları yaptığını görünce bee almak için onu ikna edip hızlıca mağzadan çıkardım:) Puset için arabasını değiştiren ilk çift biz olurduk heralde. Hem belki hiç oturmayacaksın bile!


Monday, August 29, 2011

6 aylık hamileyim - Ayvalık günleri

Minnoşum bu ay öyle sağlıklı besledik ki seni inanamazsın. Nerede dersen bayram tatili nedeniyle tabiki Ayvalık da babaanne ve dedenin yanında:) Heralde 1-2 kilo almışımdır. Organik patlaması yaşadık ikimiz de. Senin de mutluluğunu içimde coşarak attığın tekmelerden anlayabildim:) Artık elini karnıma koyan herkes bu hareketleri hem hissediyor hem de iniş-çıkışları gözleriyle görebiliyordu. En çok da babanın seninle konuşma hallerine bayılıyorum.

Tatil boyunca her gün yüzdüm. Bol bol balık ve et yedik:) Akşamları sık sık Cunda'ya gidip en sevdiğimiz ve her yıl uğradığımız şarap evi Vino'da takıldık. Benim dışımda herkes ürettikleri şaraplardan içtiler. Bir kadehin zararı yok biliyordum ama yine de bir kadehle yetinemeyeceğimi bildiğimden hiç içmemeyi tercih ettim:)

Vino Şarap Evi





Hazır Ayvalık-Foça arası yakınken, çok sevdiğimiz dostlarımız Barış&Emine Foça'dayken onları ziyaret edelim dedik. Üşenmedik kalktık düştük yollara. Yeni Foça'yı babanla görmüştük ama Eski Foça'yı bu sayede ilk defa gezebilme fırsatı bulduk. Yolculuk halindeyken inip çektiğim bu manzara gerçekten görülmeye değerdi. İleride böyle bir yerde yaşlanmak annenin tek hayali:)

Foça

Thursday, July 28, 2011

5 aylık hamileyim - Detaylı ultrason

Bu ayın en önemli gelişmesi detaylı ultrason kontrolüydü. Çevremde gördüğüm bazı hamile arkadaşlarımın bu kontrolden büyük moral bozuklukları, gözyaşlarıyla çıktıklarını duydukça aklımızda ufacık bir şüphe kalmasın diye işimizi şansa bırakmadık. Bu işin piri olan Atıl Hoca'ya gitmeye karar verdik. Çok yoğun programını bildiğimden daha 2 aylıkken randevu aldım. Gittiğimizde bütün organların kontrol edildi. Biz görüntüde pek birşey anlamadık sadece ellerin, ayakların göründü. Parmaklarını bile saydık:) Çok şükür herşey yolunda.

Bu önemli kontrolü atlattıktan sonra bebek odası bakmaya başladık. Vereceğimiz oda siparişinin yapımı, teslim süresini ve odanın havalandırılmasını hesap ettik. Daha fazla beklemenin anlamsız olduğuna karar verdik. Bir aya yakın odanın havalandırılmasını, dolap içlerinin silinmesini önerdiler ki boya kokusu kalmasın.

Bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine ilk girdiğimiz dükkan olan Vanilya Bebe'de kararımızı verip, anlaşıp çıktık. Zaten babanla alışveriş hep böyle hızlı olmuştur. Gerçi ben de ne istediğimi çok iyi biliyordum. Düz, sade, oymasız, süssüz, pulsuz beyaz mobilyalar:) Odamızın objesi kuzu olsun istedim ama hiç güzel bir kuzuya rastlayamadım:( Halın Confetti'den hediye, lambanı Bauhaus'dan aldık. Hepsi çok içime sindi. Bütün eşyalarını yıkayıp, ütüledikten sonra yerleştirmek için sabırsızlanıyorum. Umarım odanı beğenirsin güzel kızım...

Aylar sonra çektiğim prenses kızımızın odası:)


Wednesday, June 29, 2011

4 aylık hamileyim - Kızımız oluyor :)

Bu ay içinde babanla birlikte güzel bir yat-yuvarlan tatil organize ettik. Kıbrıs-Magosa'nın denizini çok sevdiğimizden Kaya Artemis otelini ayarladık. Bizim için ne tesisin ne de aktivitelerin önemi vardı. Tek isteğimiz yüzmek ve dinlemekti:) 5 günlük tatilimizi dilediğimiz gibi de geçirdik. Sabahın körü uyanıp sessiz sakin bir ortamda denizimize girdik. Gazete-kitap okumaya doyduk. Saat 12 gibi öglen yemeğimizi yiyip, öğlen uykusuna çekiliyorduk. Akşam 4-5 gibi tekrar deniz, şezlonglarda yine kestirme:) Akşam yemeği derken gece 11-12 uyuyorduk. Öyle güzel dinlendik ki..

18 hafta
İlk kez şezlongta uzanırken karnımın alt kısımlarında 2-3 kez yoğunluk hissettim. Sanki ne tarafta olduğunu hissediyordum. Hatta baban bile elini koyduğunda fark etti. Daha erken düşüncesiyle gaz tarzı bir şey mi yoksa sen misin bilemedik:) Babanla erkek çocuk olursa koyacağımız isim çok netti, ismin "Can" olacaktı.Kız olursan "Duru" ismi ağırlıklı gelsede Ada, Irmak isimleri de aklımızdan geçiyordu.

Tatil dönüşünün ertesi hemen kontrole gittik. Toplam 4 kilo almışım. Doktorum her ay 1 kilo almamın ilk aylar için ideal olduğunu söyledi. Kiloya zaten biraz takık, pek hoşlamıyor:) Sen ise miniğim 190 gr olmuşsun. 3'lü tarama testi sonucumuz 1/10000 çıktı. Aminosentezi haketmiyormuşuz çok şükür.

Asıl gelelim kontrolün en bomba konusuna. Doktor uzuunnn uğraşlardan sonra bir pozunu yakaladı ve "kızınız olacak" demez mi! Baban mutluluktan uçtu:) Ben de çok sevindim ama şaşırdım. Dr önceki kontrolde altını çizerek "kesin erkek demiyorum, daha çok erken yorum yapmak için" demişti ama ben nedense erkek olacağına kendimi inandırmıştım:) Bu baban söyleye söyleye seni kız yaptı ya daha ne diyeyim. "Can" gitti.Canımız, kızımız "Duru" hoşgeldi:)


Friday, June 17, 2011

3 aylık hamileyim - 2 li tarama testi

Bugün babanla işten erken çıkıp çok önemli bir test olan 2'li tarama testini yaptırdık. Ense kalınlığını 1.1 ölçtü. Çok iyi bir değer olduğunu hatta bu kadar ince bir değerle dr hiç karşılaşmamış. 1-2 gün sonra çıkan kan tahlil sonuçlarıyla birlikte hepsini yorumlamak üzere telefonda konuştuk. Normalde down sendromlu olma riski 1/1000 ken bizim 1/70000  ihtimalmiş. Tabiki içimiz çok rahatladı.

Gelelim bu kontrolde ki cinsiyet tahminlerine... Bizim ailede genelde kız çocuğu daha fazla olduğu için erkek çocuklarına hasretliğimden midir neden bilmem hep erkek annesi olmak kulağıma hoş gelmiştir. Babansa tam bir kız çocuğu hayranı. Tamam kızı giydirip, süslemek daha zevkli ama ne bileyim işte benim aklımdan hep erkek geçiyor. Neyse lafı uzatmayayım dr "sanki erkek gibi ama konuşmak, kesin tespit için çok erken" dedi. Bunun üzerine ben herkese erkek çocuğumuz olacağının müjdesini vermeye başladım. Babansa hala kız olacağından umutlu. Bir tane daha Barış gelebilme ihtimalinden rahatsız bence:) Nasıl zaptedicek diye düşünüyor oğlunu:) Yoksa eminim erkek çocuklarını o da çok seviyor:)

Bu ayın diğer önemli bir olayı annenin doğumgünüydü. Babacığınla son 2 kişilik doğum günü kutlama yemeğini Suada 360'da yedik. Güzel manzara eşliğinde geleceğin günlerin kritiğini yaptık:)

Bu doğum günümde gelen hediyeler daha başkaydı. Sanki benden çok sana alınmışlardı:) Begüm teyzen ilk hamile kıyafetimi hediye etti. Anneannen bana çok cici bir bahçıvan tulum almıştı. Teyzen ve dedenle hep birlikte çıktıkları Dubrovnik seyahatinde seni de unutmamışlar, üzerinde 'Pirate of Croatia' yazan lacivert bir tshirt satın almışlar. Hadi iyisin, ilk hediyeni daha karnımdayken aldın:)


Bu ay içinde bir hafta sonu üç çift anlaşıp, hamişler temiz hava alsın niyetiyle Abant'a bir gece konaklamak üzere, kısa bir yolculuğa çıktık. Tahmin et annen tüm hafta sonu ne yaptı? Bol bol temiz hava alıp, yedi-içti, uyudu:)



Thursday, May 12, 2011

2 aylık hamileyim - Tek belirti uyku

Annen çok şükür sayende güzel bir hamilelik geçireceğe benziyor. Mide bulantısından eser yok. Bazen hamile değil miyim acaba diye şüphe ediyorum:) Tek hissedilir belirti akşam işten geldikten sonra 21:30 gibi koltukta sızıyorum. Sabah oldu mu tam kalkma vaktinde kurulu saat gibi hemen uyanıyorum.

Aşerme gibi bir durumum yok, aksine iştahsızlık hakim. Haşlanmış yumurtaya tahammül edemiyorum. Omlet yiyebilirken son denememde ilk kez istifra edince, menemene dönüş yaptım. Bir şekilde yumurta yemeliyim senin için:) Sanırım kokusuna tahammül edemiyorum şu günler de..

Doktorun söylediklerini büyük bir özenle yerine getirmeye çalışıyorum. Çölyak hastası olmamdan dolayı tavsiyesi üzerine mercimek, nohut sık sık tüketmeye çalışıyorum. Ekmeğin yerini bunlarla kapatabileceğimi söyledi. 2 lt her gün su tüketmek için hem evde hem işte şişeler hep masamda. Balık çok sık yiyorum ki zaten çok seviyorum. Büyük balıkları ayda bir, küçük balıkları (hamsi, tekir, çinekop) her hafta yiyebileceğimi söyledi. Deniz ürünleri yasak (midye, karides, kalamar) .
Her gün iş yerinde çeşit çeşit kuruyemişlerden yiyorum. Ceviz, badem, fındık, fıstık, kuru üzüm, kaju, kuru erik... Kuruyemişte kendime sınır koyamıyorum çünkü çok seviyorum. Karın doyurucak kadar yiyorum, biraz abartıyorum:)

Ruh halimi sorarsan pek içimden aktivite yapmak gelmiyor. Bir üşengeçlik var ki üstümde yaptığımdan zevk alamıyorum. Normalde cuma akşamları mutluluktan uçan, büyük iştahla güzel sofralar kuran ben sadece uykuya aç.

8 haftalık

Daha yolun çok başındayız biliyorum. Sabırsızlıkla içimde seni hissedebildiğim, kıpırdaştığın günleri bekliyorum bebeğim...

Tuesday, May 10, 2011

Anne oluyorum!

8 Mayıs Pazar günü anneler günüydü. Babanla birlikte önce bizimkilere kahvaltıya, akşamında babanın anne ve babasını ziyarete gittik. Ailecek güzel bir pazar-anneler günü geçirdik. Son adet tarihime istinaden gebelik testi yapmayı uygun gördüm. 2-3 dakika sabırsızca geçen bir bekleyişin ardından gözlerimize inanamadık. Tatmin olmayıp, yaklaşık kaç aylık olduğunu öğrenmek amaçlı Acıbadem Maslak Hastanesi'ne gidip, beta hcg değerine baktırdık. 1 saat sonra sonucu aldık ve 1400 çıkan değere göre 5 yada 6 haftalık hamileydim. Anneler gününde hamile olduğumu öğrendim:)

boş kese
Büyük bir şok ve şaşkınlık içerisindeydik. Ne yalan söyleyelim seni bekliyorduk ama bu kadar hızlı beklemiyorduk. Herşeyin yolunda olduğunu öğrenmek için hemen doktorumdan müsait olan ilk sabah randevusunu aldık ve babanla sabah erkenden Amerikan Hastanesi'ne gittik. Heyecandan ölmek üzereydik. Pimpirikli anneni herşey acaba yolundamı düşüncesi sarmıştı. Cengiz Bey ekrana bakarak 5 haftalık hamile olduğumu ve daha yolun çok başında olduğumuzu söyledi. Küçücük bir kese oluşmuş olsada sen henüz ortada yoktun. Adetlerimin düzenli olup olmadığını sordu. Genelde 4-5 gün ileri attığını söyleyince geç yumurtlama olabileceğini ileri sürdü. Şu an herşey yolunda, kese oluşmuş. Seni göremeyip, doktor da neler olacağını zamanla görücez deyince içime kurt düştü. Bir hafta sonra tekrar kontrole gideceğiz.

Hastane dönüşü "boş gebelik" yada "yalancı gebelik" diye girmediğim internet sitesi, okumadığım blog kalmadı. Bebeğin en geç 8.haftada görülebilmesi normaldi ama ben tuhaf bir şekilde korkuyordum. Haklı olarak baban hep olumsuz düşündüğüm için bana kızıyordu. 2-3 gece stresten rahat nefes alamadım, acayip gergindim. Beklemek beni bitiriyordu. Ama elimde değildi sen bizim ilk bebeğimizdin ve seni kaybetmekten korkuyordum. Babanla ilk kalp atışlarını duyana kadar kimseyle birşey paylaşmamaya karar verdik.

Seninle tanışıcaz hayaliyle 2. kontrolümüz için hastaneye gittik. Cengiz bey çok şükür embriyo oluşmuş müjdesini verdi. Doktorunda söylediği gibi aynı tek taşı andıran bir görüntün vardı. Kalbin 103 atıyordu. Yine önceki dinlediğim bebek kalp atış sesleriyle kıyaslayarak daha hızlı atması gerekmiyor muydu diye telaşla sorguladım. 1 hafta sonra ne kadar hızlı attığına inanamayacağımız cevabını aldım.

Çok şükür herşey yolundaydı. Hala hamile olduğuma inanamıyor, içim içime sığmıyordu. Bu randevudan sonra rahatladım ve artık güzel şeyler hayal etmeye başladım. Sıra işin en zevkli kısmında, aile ve dostlara haberi duyurmak vardı:)