Geçtiğimiz ay birkaç kez öğleden sonra yattığın 2. uykunu uyumak istemedin. Bu isteğini dikkate alıp gün içinde sadece 1 kez uyuman için seni saat 12:00'ye kadar uyutmadık. Başlarda oyalanman zor olduysada çok kısa bir süre içinde yeni düzenine alıştın. Gün içinde tek uyku uyuyor olman gece uykularını olumlu etkiler diye düşünmüştüm. Doğduğun günden bu yana hala deliksiz bir gece uykusu geçirebilmiş değiliz:( Bu aralar ortalama 3-4 kez uyanıyorsun. Sabaha kadar hiç uyanmayan melek bebekleri duydukça kendimde hata arar oldum. Kendi kendine uyumayı öğrenmen için uğraştım fakat başarılı olamadım. Tracy Hogg yatır-kaldır yöntemini denedim, fayda etmedi. Yatağa koymamla ağlamaya başlıyorsun. Seni kucak dışında sakinleştirmem mümkün olmuyor. Yatağında ancak ağlamaktan baygın düşmenle uykuya dalabiliyorsun. Bu şekilde uyutmaya da benim gönlüm razı olmuyor. Bu nedenle uyku eğitimini askıya aldım. Bakalım ne zaman isyan edip, yeniden çalışmalara başlama gücünü kendimde bulabileceğim.
Friday, March 22, 2013
Gymboree, kurdeşen, başarısız uyku eğitimi...
Wednesday, January 9, 2013
1. yaş günün
Doğum günün hafta arasına denk geldiğinden kutlamayı bir önceki hafta sonuna çekip tüm aile güzel bir gün geçirdik sayende. Senin bir şey anlamayacağını düşündüğümden büyük bir parti yapmayı hiç aklımdan geçirmedim ama gelecek doğum günlerin için kalabalık, arkadaşlarınla daha coşkulu bir parti yapmayı planlıyorum kısmetse:)
1.yaş doğum gününde günün yıldızı sen ol istedim. Başlarda 10 kişinin ilgisi seni biraz şaşırtsada ortama hemen ayak uydurdun. Kucaktan kucağa seni canı gibi seven tüm ailemiz tarafından mıncıklandın. Bir kaç gündür 1-2 adım atışının ardından hemen popo üstü düşüyordun. İlk kez doğum günü sabahında 7-8 adım yürüyebiliyorum şovunu yaptın:) Müzik eşliğinde elini sallaya sallaya bize küçük bir dans bile sergiledin.
Bir tanecik kızım zorlu ama bir o kadar mutlu olduğumuz uzun bir yılı devirdik birlikte. Sen ailemize girdin gireli hayatımızın tamamen değişeceğini söylemişlerdi ama ben bu kadar değişebileceğini hesaplamamıştım:) Anne olmak dünyanın en zor işiymiş. Evlat sevgisiyse inanılmaz bir sevgiymiş. Sanki bu sevgim gün geçtikçe daha da çoğalıyor. Seni öyle seviyorum ki; Yatağında uyurken sana bakmak için yanına gelip, odana sinen o kokunu her içime çektiğimde, nefesim kesiliyor. Kucağımda seni uyuturken bazen kendime hakim olamıyorum. Öpüp kokluyorum, hatta bazen uyandırabiliyorum. Başını kaldırıp sen de beni öpüp tekrar başını omzuma koyuyorsun ya, deliye dönüyorum.Hele bir "anne! annee!" deyişin var, o an benim için hayat duruyor. Arada bir hafta sonları anne-baba gecesi yapıyoruz. Ablanın kucağında bizi uğurlarken el sallıyoruz sana. O ayrılıklar bile öyle zor geliyor ki bana, her an vazgeçebilir durumdayım. Bir de hasta olduğun günler var ki:( Sana yardımcı olamamak, hiç bir şey yapamamak kahrediyor beni. Yemeğini yediğinde duyduğum mutluluk, sen her yeni bir şey öğrendiğinde ki sevincim. Bir insan başka bir şeyi bu kadar çok sevebilir mi? Nasıl bir aşksın sen! Doğdun doğalı artık gördüğüm her çocuğa farklı gözlerle bakar oldum. Uçakta, avm'lerde ağlayan bir çocuk gördüğüm zaman yüzümde bir ekşime olmuyor, koca bir tebessüm oluşuyor. Doğum haberi aldığımda yeniden yaşıyorum o büyülü doğum anımızı, gözlerim doluyor. Annemi! anneanneni çok daha iyi anlıyorum artık...
| iyi ki doğdun! |
Canım kızım sen hayatımıza girdiğinden beri babanla daha mutlu, daha duygulu, daha hassas olduk. Böyle sağlıklı bir evlada sahip olduğumuz için her gün şükrediyoruz. İyi ki varsın, iyi ki bizimlesin. Sağlıklı ve mutlu bir hayat seninle olsun...
Sunday, December 30, 2012
Duru 11 aylık - Gece emzirmesini bıraktık
Bu ayın en büyük gelişmesi gece emzirmeyi bırakmamız oldu. Geceleri uykundan ortalama 3-4 kez kalkıyor olman artık canıma tak etti. Sıkıntılı olduğun günlerde daha sık kalktığında oluyordu. Doktorumuz 7.ay kontrolünde bir an önce gece beslenmelerini bırakmam gerektiği uyarısını yapmıştı ancak bunun imkansız olduğunu düşünüp, kendimde başarabilme gücünü de görmüyordum açıkçası. Her uyandığında seni emzirmiş, yeniden uyumanı sağlamıştım. Dinlenmiş olduğum bir günün akşamında karar verdim. İlk aşama her gece 3-4 kez emerken bunu sadece 1 sefere düşürmek oldu. 1-2 gece mızmızlansan da tahminimden daha kolay bir şekilde pes ettin. Başını omzuma koyup yine uykuya daldın. 3.gecenin sonunda ise her uyandığında su içmeni teklif ettim. Başlarda reddettin, zorlamadım. Seni kucağıma alıp yine pışpışladım ve 1 hafta sonunda hiç emmeden uykuya dönmeye alıştın. Şu aralar huzurlu geceler geçiriyoruz. 1 yada en fazla 2 kere uyanıyorsun. Biraz su içip seni kucağıma aldığımda hızlıca uykuya geri dönüyorsun. Anladım ki seni sadece emzirerek uykuya döndürebileceğim düşüncesi benden kaynaklıymış. Daha önceleri bu kadar kararlı olabilseymişim başaracakmışız. Gelecek hedefimiz kendi kendine uyuyabilmen! Becerebilir miyiz dersin:)
Bu ay kontrole gitmedik, sadece kilonu ölçtürdük. 9 kiloyu geçtiğin için artık yeni araba koltuğumuza geçebiliriz. Beraber Tekirdağ'a gidip bu durumu kutladık:) Yine mızmızlık yaptın mı evet yaptın. Yatar pozisyondaki koltuğuna nazaran çok daha iyiydin, hakkını yemeyelim.
Geçenlerde sağlık ocağından aradılar. Kızamık salgını olduğunu ve aşını erken yaptırmamız gerektiği uyarısında bulundular. Doktorunsa yaşına çok az bir süre olduğunu,erken yaparsak 2 doz aşı yapılması gerektiğini söyleyerek, beklemeyi uygun gördü. Belki abartıyorum ama şu sıralar parka gittiğinde seni salıncağa bile bindirmiyoruz ki kızamık olmayasın diye:) Bir an önce aşını olsanda rahatlasak...
Wednesday, December 26, 2012
Duru 10 aylık - Yemek yemeyi seviyorsun
Sana kıyamadığımızdan yapılmasını istemediğimiz, aylardır doktorunla ertelediğimiz kan tahlilini sonunda bu ay yaptırdık. Tahmin ettiğim gibi çok zorlu oldu. Rutin muaynelerinde bile ortalığı yıkıyorsun. Üstüne bir de seni zorla yatırıp 3 kişi sıkıca tutmaya çalışınca kıyametleri kopardın. Aslında aşıdan farkı yok bu işlemin ama sorun seni zapt etmek olunca kan almak güçleşiyor. Kanı aldıktan sonra pamuğu elinin üstüne bastırmam gerekiyordu. Deli gibi ağladığından ikimizin de üstü başı kan oldu. Hastanede sesini duyanlar kan lekelerini de görünce bizi korkulu gözlerle izledi. 1-2 gün sonra çıkan sonuçlara göre demir depoların düşük çıktı. Doktorun bir kaç kan sonucuylada bağlantılı olarak ailede akdeniz anemisi olup olmadığını sordu. Benim bildiğim yok. Ancak 3 ay boyunca ferrum 10 damla demir ilacı kullandıktan sonra yeniden kan tahlili yapılacak:( Ek olarak alerjik olmandan da şüphelendi. Bu durumla ilgili değerlere de bakılıcak. Dokununca kızaran, sık sık hapşıran, çölyak hastası annene ne olur benzeme!
Kilon 8655 gr, boyun 71 cm olmuş. Ne yazık ki geçen ay ki hastalığından dolayı sadece 300 gr almışsın. Yine oturur pozisyondaki araba koltuğuna geçmek için onay çıkmadı. Arabada seni ağlatmadan rahat rahat gezebilmemiz için tek umudum oturuyor olman. Çok ye olur mu kızım, geçelim artık şu yeni koltuguna:)
Eve yardımcı birinin gelmesi ve ben bu kıza ne yedireceğim şimdi acemiliğimin de geçmesiyle artık beslenme düzenini oturttuğumuzu düşünüyorum. Şanslı annelerdenim ki yemek seçmiyor, verdiklerimizi geri çevirmiyorsun. Hatta bizim kadar yiyiyorsun:)
Sabahları peynir, ceviz, yumurta sarısı, tereyağ, tam bugday unundan ev de yaptığımız ekmek, pekmez ve ıhlamur kahvaltı menünü oluşturuyor. Ek gıdaya geçtiğimiz günlerde ilk bulamaç olarak sabah 08:00 gibi yedirdiğimiz kahvaltını, çok kısa bir zaman sonra ayrı ayrı vermeye başlamamızın çok faydasını gördük. Kimi gün yumurtanı çok az yiyor, peyniri çok abartıyorsun. Bazen kaşık kaşık pekmezle, tereyağlı ekmek yiyorsun. Anladığım neyi canın istiyorsa onu yiyiyorsun. Genelde kahvaltıda kaşıkla yemekten pek hoşlanmıyor, kendi ellerinle yemek istiyorsun. Kahvaltı sonrası seni emzirmeyi tercih ediyorum çünkü öncesinde emersen pek iyi kahvaltı etmediğini görüyoruz. 09.30-10.00 arası meyve püresini (muz, elma, armut, mandalina) kimi zaman bayıla bayıla, kimi zaman 3-4 kaşıkla sonlandırıyorsun. Ardından 10.30 gibi güzel bir sabah uykusu. 11.30-12.00 civarı uyanıyorsun. 13.00 gibi öğlen yemeği için farklı çeşitlerde hazırladığımız çorbalar (şehriye corbası, yogurt corbası, bal kabagı corbası favorilerin). 1430-15.00 arası evde mayaladığımız yoğurdunu da hayır demeden yiyorsun. En geç 15.30 gibi uykuya yatıp 16.30-17.00 gibi uyanıyorsun. Akşam et (köfte, biftek, pirzola), tavuk (deden'in kestirdiği organik köy tavuğu), balık (sarıkanat, lüfer, somon, hamsi) seçeneklerinden birinin yanına haşlanmış brokoli, karnıbahar, havuç, patates bazen de bulgur pilavı. Uyumadan önce de eğer hala açsan hipp hazır kaşık maması 7 tahıllıdan veriyoruz. Doktoruna son kontrolde hala vermeli miyiz diye sorduğumda, yeterince karnını doyuramamış olabileceğinden bir süre daha gece uykusu öncesi vermeye devam etmemi istemişti. 5 köfte yiyebilen bir bebek yeterince doyuyordur diyeceğim ama yine de tahıla hayır demiyorsun:)
Öğleden sonrayı eğer hava güzelse yan komşumuz Nil'le parka giderek geçiriyorsun. Döndüğünüz de yüzünden ne kadar keyif aldığın belli oluyor. Eskiden pusetinde parka giderken bile çok ağlardın. Artık eline ya salatalık ya bisküvi tutuşturuyoruz ve hiç ağlamıyorsun. Hava kötüyse cafelere yada avm'lere (pek tercihim olmasa da) kaçamak yapıyoruz. Ev de seni oyalamak zorlaştı. Sürekli yanında durup oyun oynamamız gerekli. Bu aralar ev telefonunu kulağına götürüp bir şeyler vızıldıyorsun. Kızım koy başını yastığa deyince anlayıp hemen başını bulduğun yere gömüyorsun:) Kumandayla televizyonu ve odanın ışığını açıp kapatırken çok eğleniyorsun. Çekmece karıştırmak en büyük zevklerinden. Birlikte saklanbaç oynamayı da pek bir seviyorsun:) Salonda ki masanın altına girip sandalyeler arasında dolaşmaya bayılıyorsun. Şu sıralar seninle oynamak pek bir keyifli oldu:)
Tuesday, October 16, 2012
Duru 9 aylık - Bakıcı sorunsalı, 6. hastalık
9. ayında yine ateşle mücadele ettik. Bu kez çok ısrarcıydı, yakanı bırakmadı. Arkadaşlarımız ve oğulları Kaan'la Bebek parkında sizleri sallayıp, sonrasında bir şeyler içmek için oturduğumuz yerde uyuya kaldın ve ateşle uyandın. Hemen eve geri döndük. Doktorun 3 saat arayla 3 ml ibufen ve calpol şurubu ateşin 38 dereceyi geçtiğinde dönüşümlü vermemizi söyledi. Ateşin çıkınca şurubu veriyor ilacın etkisi geçince yeniden yükseliyordu. 2. gün yine aynı şekilde devam edince Acıbadem Maslak hastanesi'ndeki doktorun Müjde hanım'a gittik. Şu aralar çok sık karşılaştıkları 6. hastalıktan şüphelendi. 4-5 gün sonunda ateşin tamamen düşmesiyle ense ve gövdende hafif kırmızı döküntüler görebileceğimizi söyledi. Kan ve idrar tahlili vermeyi şu an için gereksiz bulduğunu, genelde boşu boşuna yapılıp sonuçların temiz çıktığını, akabinde bu döküntülerle ateşin düştüğünü söyledi. 5. güne kadar da ateşin düşmezse tahlil yapılmasını isteyecekti.
5 gün boyunca 37.5-39 arası gidip gelen ateşinle mücadele ettik. Seni soyup, ılık suyla yıkayıp rahatlatmaya çalıştık. Sürekli uyumak, başını omzumuza koymak istedin. Yoğurt haricinde yemeyi, su içmeyi reddettin. Biraz kilo versende çok şükür hala emiyordun. Beslenme konusunda bu nedenle içim rahattı. 4. gün artık başka bir rahatsızlığın olabileceği, küçücük kolundan seni ağlatarak kan alıcakları, düşmek bilmeyen ateşinin çözümü antibiyotik olacağı düşünceleriyle umudumu yitiriyordum ki akşamına karın üstünde hafif lekeler belirdi. 5. gün sabahı yüzün, ensen ve göğsünde daha da belirginleşti ve derin bir oh çektik. Neşen yerine geldi, az biraz yemek yemeye başladın.
Çok şükür hayatımda ilk defa duyduğum bu 6. hastalığın üstesinden geldik. Şimdi keyfin yerine geldi de vücudunda ki kırmızı beneklerinle gülücükler atıyorsun:)
Thursday, October 4, 2012
Duru 8 aylık - Kıbrıs tatili, ilk ateş tecrübesi
Ailecek ilk tatilimizi de 8. ayında gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Aylar önceden korka korka satın aldığımız Kıbrıs tatilimizde bizlere çok sevgili yan komşularmız eşlik etti. Kesinlikle çocuklu tatil için Kıbrıs çok yanlış bir tercihmiş. Kumar oteli olduğu için fazla bir beklentiyle gitmedik aslında ama tuvaletlerinde alt değiştirme ünitesinin olmayacağını, mama sandalyelerinin bizim talebimiz üzerine otele alınacak kadar durumun vahim olabileceğini düşünmedik. Neyseki senden 6 ay büyük olan Nil'le gösterdiğiniz uyum (aynı saatlerde uyku&yemek) ve sevgi dolu yakınlaşmalar (öpücükler-kucaklaşmalar:) keyfimizi yerine getirdi.
Her gün 2 kere denize girdin. Yorulduğun için kesintisiz uzun öğlen uykuları uyudun. İlk uykuna deniz kenarında babanın kucağında dalıyordun ki biz de denizin, tatilin tadına varabilelim. Belki çok erkendi ama kahvaltı sonrası aynı anda uyuduğunuzda öyle keyifleniyorduk ki viskiler, biralar, şaraplar içiyorduk:) Öğleden sonraları heralde alkol etkisiyle biz de sizlere eşlik edip genelde odalarda uyuyorduk:)
Tatil iyiydi güzeldi hoştu ama ne yazık ki ilk tatilimizi seni hasta etmeden başarıyla tamamlayamadık kızım:( Nil'le gösterdiğiniz uyum,yorgun düşmenize neden olan hapşırık ve burun akıntısıyla devam etti. Allahtan tatilin son günü şifayı kaptın diye babanla teselli buluyorduk ki dönüş uçuşumuzda uçağı ağlama sesinle inlettin:( Tahminimce burun tıkanıklığından dolayı iniş ve kalkışlarda emmek istemedin ve bu durumda kulaklarında basınca neden oldu. Sesine tahammül edemeyen hostesler bile durumumuza acıyıp kulaklarını kapatmamız için karton bardaklar getirdi ama nafile:) Seni zapt edemiyordum. En çok da yanımızda para verip en iyi koltuğu satın alan adama üzüldüm. Parasıyla rezil oldu:) Allahtan çocukları varmış da duruma anlayış gösterdi. Hastalığın döndükten sonra da 4 gün devam etti. Ateşin 1-2 gece 37.5-39 derece aralığındaydı. 4 gün boyunca günde 3 kez Peditus şurup kullanarak hem ateşini düşürdük hem de burun akıntını kuruttuk. İlginç bir şekilde ilk ateşinde telaş yapmadım. Sanırım benim gibi yeni anne olan arkadaşlarımın yakın zamanda başına gelen ateş hikayeleri bana güç verdi. Sonuçta her çocuk gibi sen de bir gün hastalanacaktın. Neyse ki sağ salim atlattık güzel kızım...
Tuesday, October 2, 2012
Duru 7 aylık - Yine dr değiştirdik
İstanbul'u, evimizi çok özlesek de koşturmalı günlere seninle baş başa kalarak geri döndük. Eylül'de evlenecek olan teyzenin düğünü için öncelikli olarak bir kıyafet bulmalıydım. İlk adres Nişantası oldu. Annemin desteği olsada seninle nasıl kıyafet bulurum diye stresleniyordum. İlk girdiğimiz mağzada tam bedenime göre bir elbise bulunca hemen kaptım. Tabi sen uzun süren provalardan ötürü yorgun düştün. Uykuya da emmeden dalamadığın için seni mağzada emzirip, sakinleştirmek durumunda kaldım. Neyse ki hallettik çok rahatladım.
Döner dönmez doktor kontrolünü unutmadık tabi. Amerikan hastanesi'ndeki doktorunla ne zamandır vedalaşmayı düşünüyorduk. Şikayetçi değildik ama hem hastanenin evimize olan uzaklığı, hem senin araba koltuğunda çok oturmak istemeyişinden dolayı gidip gelmek can sıkıyordu. Acıbadem Maslak Hastanesi'nde yeni doktor arayışımıza bir türlü yanıt bulamıyorduk. Biraz araştırınca Müjde Arapoğlu'na devam etmeye karar verdik. Kilon 7455 gr, boyun 69 cm, baş çevren 42.8 cm olmuş. Vajinal yapışıklık çok hafif yine oluşmuş. Bepantenle üstesinden gelebilirmişiz. Geceleri çok sık uyandığından ve her uyandığında emzirdiğimden bahsettim. Uyku eğitimi vermeye 4 aylıkken başlamış olmam gerektiğini, her uyandığında emzirirsem bu durumu alışkanlık haline getireceğini ve acıkacağını, gece emzirmelerimi kesmemi söyledi. Önceki doktoruna sorduğumda diş dönemi böyle bir eğitim vermememi söylemişti ve ben de "nasılsa evdeyim, çalışmıyorum emziririm boşver eğitimi!" demiştim kendimce. Müjde hanımsa "bu dişler hiç bitmeyecek hep çıkıcak" cevabını verdi ve beni de yüreklendirdi. Artık bir şekilde ipin ucunu tutmalıydım. Çoğu kez uyku sersemi kalktığımda emzirmek benim de kolayıma geliyordu, uğraşmaya üşeniyordum ve seni memeye yapıştırıp ben de uyukluyordum. Bakalım halim olurda pes etmezsem deneyeceğim. Gelecek ay kan değerlerinin kontrol edilmesi için damardan kan tahlili yapılıcakmış ve bu durum beni şimdiden geriyor:(
Yeni doktorunun bizi her konuda titizlikle bilgilendirmesi, her şeyden önce anne-kadın oluşu beni öncekilerden daha memnun etti. İnşallah ileriki aylarda da bu mutluluğumuz devam eder.
Monday, October 1, 2012
Duru 6 aylık - Ayvalık, ek gıdaya geçiş, kabızlık..
Birlikte hareketli,eğlenceli koca bir ay geçirdik kuzum. Temmuz boyunca babaannen ve dedenin yanına Ayvalık'a yerleştik. Babacığın senden ayrı kalamadığı için üşenmeden her hafta sonu geldi.
İlklerin arasına İstanbul-Edremit arası ilk uçak yolculuğunu ekledin..Gidiş sorunsuz geçti, emerek uyuya kaldın. Dönüş yolculuğundaysa ortalığı yıktın. Uçaktan inerken hostesler bile "ağlama sesleri bu zilliden mi geliyordu? " diyerek rahatsızlıklarını dile getirdiler:)
Bu ayın en önemli gelişmesi olan, ek gıdaya geçiş için en doğru adresteydik. Her gün dedenin yetiştirdiği organik taze sebze ve meyvelerle beslendin. İlk denememiz elma püresi oldu. Babaannenin tecrübeleriyle kabızlığın üstesinden geldik. Seninle evde yalnız olsaydık kaka yaparken çektiğin acı ve gözyaşlarına karşılık elim ayağıma karışır, oturup ağlardım diye düşünüyorum. 3 gün boyunca kaka yapamadığın oldu. İncir, kayısı, armut yedirdik. Sıcak sulara oturtup, zeytinyağı sürdük ama nafile:( Sonunda fitili kullanmak zorunda kaldık. Etkisiyle 3. gün akşamına yapınca herkes mutluluktan havalara uçtu. İstanbul'dakilere, halalara, teyzelere, herkeslere haber verildi:) Ara ara yine kabızlık çektin ama anladım ki bu ek gıdaya alışma süreciydi, sen ve bağırsakların da ek gıdaya yavaş yavaş alıştınız. Umarım bir daha yaşamayız.
Koskoca bir ay geçti, gitti. Herşey için dedeyle, babaanneye teşekkür ederiz. Şimdi eve dönüşte seni nasıl zaptedeceğim diye kara kara düşünüyorum:)
Thursday, June 7, 2012
Duru 5 aylık - Cadısın!
Havaların ısınmasıyla birlikte yavaştan yazlık kıyafetlerimize geçiş yaptık. Yazın tiril tiril giyinmeyi pek sevdiğim gibi seni de giydirmesi çok zevkli. Ayakların çok terliyor, koktuğunu idda ediyorum ama kimse bana inanmıyor:) Rahat bir şekilde yüz üstünden sırt üstüne, sırt üstünden yüz üstüne dönebiliyorsun. Kurmalı bebek gibi ayaklarını, kollarını delice oynatıyorsun. Artık çok çabuk acıkıyor, sık sık emmek istiyorsun. Önceleri en fazla 3 saat dayanırken şimdilerde açlığa 1.5 saat ancak dayanıyorsun. Ev tipi ana kucağında yanında olduğumuz sürece 15-20 dk oyalanıyorsun. 5-6 adım atıp odanın dışına çıkmamla çığlığı basıyorsun. Genelde yine hep kucakta vakit geçiriyorsun:( Almamızı istediğini "ıhhhh'" diye bir sesle dile getiriyorsun. Misafirlerimiz geldiğinde ya da gittiğimizde insanları yadırgıyorsun. Başta bir alışma süren var. Hemen kucaklarına verirsek ağlıyorsun. Bu durumu evde hep baş başa olmamıza yoruyorum. Hafta arası babanı bile sadece sabahları görebildiğinden yabancılıyorsun. Önce gözlerinle benim yanında olduğumu kontrol edip sonra oynamaya devam ediyorsun. İnşallah gelecek ay Ayvalık'ta bu huylarının üstesinden geleceğiz.
Doktor kontrolünde kilon 6155 gr, boyun 65 cm. Herşey yolunda çok şükür. Anlıyor musun başına gelecekleri bilmiyorum ama gider gitmez ortalığı yıkıyorsun. Seni Sinan bey'e şikayet edince "biraz cadılık var" yorumunu yaptı:) Doktorla ne konuştuğumdan anlıyorum ne de soracağım soruları hatırlıyorum. Hatta dönüşte senin stresinden acaba bunun için dr ne demişti diye düşünüyorum. Çözümü konuşmalarımızı iphone'dan kayda almaya karar verdim.
| Babanın Londra'dan kendine mi yoksa sana mı aldı diye düşündüğümüz oyucakların:) |
Hafta sonu arkadaşlarımızla cafe cadde'de yaptığımız kahvaltı organizasyonunda emdiğim süt burnumdan geldi. Öncelikle mekana varmadan arabada uyuya kaldın. 45 dk için de hızlıca kahvaltımı yaptım. Herkes bu kadar hızlı yediğim için bana tuhaf gözlerle bakıyordu. Ağlayarak uyandın ve hiç durmadın. Sürekli kapalı bölüme çıkıp seni emzirip durdum ama nafile. Sen kazandın, eve geri döndük. Bu yaşananlara tamamen zıt olarak çok sevdiğimiz arkadaşlarımız Barış & Emine'nin düğün davetine gitmek üzere seni anneanneye teslim ettik. İnanılır gibi değildi. Sen mi halimize acıdın çok uslu durdun yoksa anneanne mi sana çok güzel baktı bilmiyorum ama uzun bir aradan sonra babanla deli gibi dans ettik. Dışarıda hayat devam ediyormuş biraz farkına vardım...
| Kahvaltıların mızmız bebeği:( |
Tuesday, May 1, 2012
Duru 4 aylık - Annen artık işsiz
Bu ayın en büyük gelişmesi annenle ilgili. Tamamlamış olduğum ücretli iznimden sonra babanla düşünüp taşınıp işten ayrılma kararı aldım. 8 yıldır aralıksız devam eden iş hayatımda ilk defa işsizim. Doğru mu yaptım? Hata mı ettim? Bunu zaman gösterecek tabi ama şimdilik hiç pişman değilim. En güzel zamanlarında, diş çıkardığında, ayağa kalkıp adım attığında, bunun gibi bütün ilklerini kaçırmaya, yanında olamamaya gönlüm razı gelmedi. Sen biraz büyüdüğünde geri döneceğim tabi ama beni neler bekler şu an hiç düşünmek istemiyorum. Tek bildiğim senin huzurun için herşeye değer.
Bu aralar çok sık anneannen ve dedenlere kalmaya gidiyoruz birlikte. Evdeki ağır iş yüküm ve bakımın beni çok yoruyor. Arada babanı yalnız bırakıyoruz artık kusurumuza bakmasın:)
Beraber teyzemleri ziyaret ettik. Minik kuzenlerim seninle tüm gün oynadılar. Kalabalıkta daha rahat oyalanıyorsun. Seni gündüzleri bazen anneannene bırakıyorum. Biraz nefes almak için dışarı kaçıyorum. Alışveriş yapıp, gezip tozuyorum. Öyle hasret kalmışım ki.. Ama yine de eski günlerdeki gibi elimi kolumu sallayarak gezemiyorum. Aklım,bir yanım hep sen de. Uyudu mu uyandı mı diye düşünüp gezdiğimden de bir şey anlamıyorum. Annelik zor zorrr! Ben bile koca çocuklu kadın oldum hala annemin dibinden ayrılamıyorum:)
Beraber teyzemleri ziyaret ettik. Minik kuzenlerim seninle tüm gün oynadılar. Kalabalıkta daha rahat oyalanıyorsun. Seni gündüzleri bazen anneannene bırakıyorum. Biraz nefes almak için dışarı kaçıyorum. Alışveriş yapıp, gezip tozuyorum. Öyle hasret kalmışım ki.. Ama yine de eski günlerdeki gibi elimi kolumu sallayarak gezemiyorum. Aklım,bir yanım hep sen de. Uyudu mu uyandı mı diye düşünüp gezdiğimden de bir şey anlamıyorum. Annelik zor zorrr! Ben bile koca çocuklu kadın oldum hala annemin dibinden ayrılamıyorum:)
Monday, April 2, 2012
Duru 3 aylık - Labial füzyon
Bu ay ki dr kontrolünde biraz canımız sıkıldı. Sende ilk defa duyduğum "labial füzyon" denen vajinal bir yapışıklık varmış. Sinan bey çocuk cerrahisi bölümüne yönlendirdi. Dr Egemen bey kortizon içeren kremle sabah-akşam masaj yapar gibi tam yapışıklığın üstüne sürmemizi istedi. Eğer başaramazsak cerrahi müdahale gerekecekti:( Kortizon içerdiği için sürmek istemezsek seni neler bekliyor olacağı sorumuza karşılık da idrar yolları enfeksiyonuna neden olabileceğini söyledi. Pişik kremlerinin o bölgeye sürülmesi, bezle altının sürekli kapalı olmasından dolayı yapışıklığın olabildiğine de değindi. Genelde titiz annelerin çocuklarında olurmuş:) 2 hafta sonunda Egemen bey tekrar gördü ve yapışıklık açılmıştı. Bir daha bu bölüme uğramamamız dileğiyle uğurlandık. Ne yazık ki yapışıklığın tekrarlama eğilimi varmış. Ben de stres yarattı, sık sık kontrol eder oldum.
Doğduğun günden itibaren kar, kış, kıyamet. Havalar öyle soğuk ki. Daha yeni yeni seni her gün kısa süreli temiz hava aldırma moduna geçebildik. Tabiki ana kucağında durmuyorsun. Çözümü kanguru almakta bulduk. Genellikle bizim sitenin etrafında ya da belediyenin açtığı İstinye yaşam evinde. Daha öteye gidemiyoruz:) Hala annelerden yemek desteği alıyoruz. Her hafta pzt biri, cuma diğeri geliyor. Senin gibi yaramaz bir bebekle hiçbir şeye vakit bulamıyorum. Keyifli olduğun tek an emzirmeden hemen sonraki yarım saat. Onun dışında azıcık bile kendi kendine oyalanamıyor, sürekli ağlıyor, kucak istiyorsun. Tamam sana bakmak benim için büyük bir zevk ama biraz uslan artık ne olur:) 6.ayda düzeleceğinden umutluyum:)
Monday, March 5, 2012
Duru 2 aylık - Kırkımız çıktı
40. günü çıkarmanın şerefine, anneanne ve babaannenin ısrarlarına dayanamayıp evde dua okuttuk. En çok baban karşı olmakla birlikte, seni hasta ederiz düşüncesiyle kalabalık olmasını istemiyorduk. Bir bizim çocuğumuz yok biliyoruz ama ilk göz ağrımız olduğundan seni herşeyden sakınıyorduk:) Akrabalar ve yakın dostlarımızla birlikte 40-45 kişilik bir mevlid oldu. Hiç uzun uyku uyumayan sen o gün tam 3 saat uyudun. Mevlidin sonunda artık ayıp olucak diye, seni istemiye istemiye uyandırdım. Babaannen bizim korkumuzdan kimselere yaklaştırmadan seni salonda gezdirdikten sonra odana geri döndük. Şimdi hasta olmadın ya iyi ki mevlid yapmışız diyorum:)
| Kırkını uçurduk:) |
Doktorumuzu yine değiştirmeye karar verdik. Sırrı Bey'den memnunduk ama çok uzak. Senin gibi ağlayan, arabada durmayan bir çocukla İstinye-Ataköy arası gidip gelmek tam bir eziyet. Yan komşularımızın kızı Nil'in doktoru Sinan Bey'e gitmeyi uygun gördük. İnanılır gibi değildi. Amerikan Hastanesi'nin bir doktoru mamaya başlayın derken, diğer doktoru iyiki anne sütüne devam etmişiniz diyor. Şu an ilk doktorun sözünü dinleseydik, hiç gerek yokken mama takviyesi alıyordun. Kilon 4290 gr, boyun 58 cm, baş çevresi 37cm. Uyku konusunda hiç bir ilerleme yok. Hala ne yapsak meme dışında uyumuyor, yatağa koyduğumuz çoğu zaman ağlıyor, kucağımızda yada emzirme yastığındaki pozisyonunda, bizlerin sıcaklığını hissederek uyumak istiyorsun. Çözümü emzirme yastığının üzerindeyken seni anneannen-babaannen ya da babana vererek buldum, bu sayede biraz nefes alıyorum. Geceleri yatağında 4 saatlik uzun uykunu uyuyorsun çok şükür. İlk aylarda denediğimiz emziği artık hiç ağzına sürmüyorsun. Yüzünde isilik benzeri, sivilcemsi kızarıklıklar var. Bunlar normalmiş, hatta sütümün kaliteli olduğunu gösterirmiş. Hala 7-8 kez sulu kakalara devam. Alışveriş merkezleri 3.aya kadar yasak, zaten sokma taraftarı değiliz. Bu ay ilk defa iki kez ailecek gezmelere çıktık. İlki senden 20 gün büyük olan Yaman ve ailesiyle Borsa'da yemek yedik. Toplam 4 saat dışarıda kaldık ve 3 saati uyudun. "Sürekli yaramaz diyorsunuz, çocuk paso uyuyor" tepkileriyle karşılaştık haliyle. Neden bilmiyorum ama bu çocuk uyumuyor yada hep ağlıyor dediğimiz kişilerin yanındayken sen aksine kuzuya bürünüyorsun. İkinci gezmemiz senden 10 gün küçük olan Zeynep ve ailesiyle. Ataköy Big Mama's da kahvaltı yaptık. O gün öyle bir kaka yaptın ki bütün bacağın, çorabın kaka içindeydi. Füsun teyzen altını temizlerken çorabını çekmesiyle oldukça sıvı kıvamdaki dışkın hırkama sıçradı:) Ne kadar sinir bozucu olsa da gülmeden edemedik:)
| Kızları değiştirdik:) |
Samimi olduğumuz dostlarımızla bu kadar yakın zamanlarda doğum yapmış olmam mutluluk verici. Umarım ileride iyi anlaşır, koşup oynadığınız hatta geceleri çıktığınız günleri de görürüz:)
Wednesday, February 1, 2012
Duru 1 aylık - Mutluluk, hüzün, kaygı...
40 hafta süren uzun bir bekleyişin ardından sonunda kavuştuk güzel kızım. 3 günü hastanede geçirdikten sonra evimize geri döndük. İlk heyecan, ilk deneyim olmandan ötürü hem baban hem ben hem de ailelerde fazlasıyla telaş ve panik vardı. Hastanede ne kadar da rahatmışız oysa ki. Şu an ki planımız 40 gün boyunca anneanne ve babaanne dönüşümlü olarak yanımızda kalıp, bana destek olacaklar. Hafta sonları ise babanla birlikte üçümüz baş başa kalacağız.
İlk ayın nasıl geçtiğini sorarsan anneliğin zor olduğunu bilirdim, duyardım ama bu kadarını beklemiyordum diyebilirim. 19 saat süren, acılı ve zorlu geçen doğum hikayemizin ardından uykusuz geceler, halsizlik, hormonlar beni oldukça zorluyor. Her şeye ağlıyorum, çabuk sinirleniyorum, gerginim! Seni kendi anneme bile emanet edemiyorum. Tecrübesizim ama sanki sana benden daha iyi kimse bakamaz hissi var. Ayakta duracak halim yok ama sürekli bir koruma, başında durma isteğim var. Durmadan emmek istiyor, memeden ayrılmak istemiyorsun. Üç-beş çekip her seferinde uykuya dalıyorsun. Yatağa koyduğumda ise çığlığı basıyorsun. Bir bebek neden uyumaz, neden sürekli ağlar? hiç mi yorulmaz? Çıldırmamak içten değil. Öyle yüksek ve kulak tırmalayan bir ağlama sesin var ki:( Yanlış yapıyorum belki bilmiyorum ama pes edip, yeter ki ağlama diye yine emziriyorum. Emzirme yastığında seni emzirirken yemek yediğim anlar bile oluyor. Tecrübeli annelerle paylaşıyorum. Kimi çok uslu çocukları olduğu için şaşkınlıkla dinliyor ve bir yerde hata mı yapıyorsun acaba diye sorguluyorlar. Doymuyor mu? Sütün yetmiyor mu? Emzik denedin mi? Kucağa mı alıştırdın? gibi sorular sorular... Huysuz bebek sahibi anneler ise "şükret memede susuyor, hiç susturamayabilirdin" deyip beni sakinleştiriyor. Şu aralar bunalımdayım diyebilirim:( Ağlama krizlerine girmeden hemen önce "Kendine gel Nihan! Sağlıklı bir bebeğin var, Şükret" diyor iç sesim.
4 günlükken doğum sonrası seni kontrol eden Hilda hanım'a kilo ölçümüne gittik. 2980 gr doğup hastaneden 2780 gr çıktın. 4.gün 2800 gr olmuşsun. Doktorun kilonu az bulsa da bir süre daha denememizi, sen emdikten sonra kalan sütleri sağıp sana kaşıkla içirmemizi, hatta göğüs kalkanlarında biriken sütü bile vermemizi istedi. Biberonu anne memesini bırakırsın diye önermese de biz denedik. Emdikten sonra kalan sütleri biberonla içince hareketsiz bir şekilde put gibi duruyorsun. Midenin patlayacak kadar dolduğu tipinden belli oluyor. 1.ay bitiminde ağırlığın 3385 gr, boy 55 cm, baş çevresi 36 cm. Hilda hanım elimden geleni yaptığımı ve mama takviyesi vermemizi önerdi. Üstüne bir de aşını yapıp, senin ağladığını görünce gözyaşlarıma engel olamadım. Büyük bir moral bozukluğuyla eve döndük. Ertesi gün tavsiye üzerine Ataköy'de muaynanesi bulunan Sırrı Bey'e koşarak gittik ve kilonun da sütümün de yeterli olduğunu söyleyip, anne sütüne devam diyerek bizi uğurladı. Derin bir ohh çektik.
1.ayımızda en uzun uykun 4 saat sürüyor. Allahtan bu kadar huysuzluğuna karşılık gece-gündüz ayrımını biliyorsun, anne de 4 saat uyku çekiyor. Şu sıralar sırt üstü yatırıldığında sık uyandığın için, seni yan yatırmayı deniyoruz. Burnundan mı gırtlağından mı bilemedik, tuhaf sesler çıkartıyorsun. Sık sık hapşırıyorsun. Nedeni de genzini temizlemekmiş. Günde 7-8 kez kaka yapıyorsun. Babanla altını değiştirirken bize doğru kakanı püskürttüğün anlarda bile, bu yorgunluğa rağmen gülme krizlerine giriyoruz:) Kısaca kızım annelik çok yorucu, zahmetli olsa da senin varlığını hissedip kokunu içime çekmek herşeye bedel. Sadece daha az ağlayıp, kendini biraz sevdirebilseydin de bu günlerin tadını çıkarabilseydik:(
Thursday, January 12, 2012
Doğduğun Gün...
Güzel bir pazar sabahına uyandık. Babanla gelişine sayılı günler kaldığını bilerek tüm günü evimizde geçirmeye kararlıydık. Kahvaltı sonrası artık taşımakta zorlandığım koca karnımdan dolayı tv karşısına geçip uzanıyordum. Babansa playstation oynuyordu:) Adet dönemlerinde yaşadığım inceden inceye sızlayan bir bel ağrısı başladı. Biraz hareket etmek adına ayaklandım. Babanın yanına çıktım. Belim ağrıyor hayırdır inşallah desemde pek geleceğine yormadı, oyununa devam etti:) Tuvalete gittiğimde hafif kahverengi tonlarında nişanın geldiğini gördükten sonra, yüzümde şaşkın bir tebessümle babanın yanına koştum. Sana kavuşmamıza az kaldığının müjdesini verdim. Biliyordum ki nişan gelmesi demek, doğumun kesin bugün başlayacağı anlamına gelmiyordu. Hemen doktorumuz Cengiz bey'i aradım. Uzanıp kendimi yormamamı, eğer suyum gelirse toparlanıp hastaneye gitmemizi istedi. Daha vakit belki de çok var ama ben yine işimi sağlama alıp güzelce duşumu aldım. Son kez hastane bavuluma göz attım. Telaş yapmasınlar diye ne kadar paylaşmaya can atsakta, ailelere hemen haber vermedik. Herşeyin hazır olduğuna emin olduktan sonra koltukta uzanmaya devam ettim. Babanla yemek sipariş etmeye karar verdik. Tam internetten yemeklerimizi sipariş ediyorduk ki birden suyum gelmeye başladı. Cengiz bey'e hemen haber verdim. Hızlıca giyindik. Oda süslemelerini, bavulu toparlayıp, arabaya bindik. Sen istediğin kadar aylar öncesinden hazır ol, elin ayağına karışıveriyor:) Önce suyum geldiği için yolda giderken aileleri aramaya karar verdik. "Heyecan yapmayın, hemen doğum başlamayabilir, yavaş yavaş hazirlanıp hastaneye gelin" dedik:) Ne kadar söylesekte panik oldular tabi. Ne de olsa onlar da aylardır heyecanla bu haberi beklediler. Saat 16:00 sularında Amerikan Hastanesi'ne acilden giriş yaptık. Hemen nst'ye bağladılar. Nöbetci dr çatı muaynesi yaptı. Herhangi bir açılma olmamış, kasılmalar yeterli değildi. Fakat suyum geldiğinden yatış işlemlerini başlattılar. Odamıza yerleştik. Nöbetci doktor ve Cengiz bey ortak kararla yeterli açılma olmadığından suni sancı vermeyi uygun gördüler. 1-2 saat sonra yine çatı muaynesi yapıldı. Açılma 1 cm olmuş, suni sancı şiddeti arttırıldı. Bu kez 5-10 dk da bir kendini hissettirmeye başlayan sancıları, hastaneye gelen arkadaşlar ve aile dostlarımızla ayakta dolanarak, sohbet ederek atlatmaya çalıştım. Evet biraz canım yanıyordu ancak dayanılmayacak rahatsızlıkta değildi henüz.
Gece 12'ye doğru doktorum geldi. Açılma hala 1 cm di ve bana iki seçenek sundu. "Bebek henüz kanala girmemiş, normal doğuma çok elverişli değilsin. Dilersen kızını yarım saat icinde kucağına verebilirim. Yok ben normal doğum icin şansımı deneyeceğim, ağrı çekmeye hazırım diyorsan, rahmi daha fazla suni sancıyla yormayacağız. Serumu kapatıp, sabah 5'e kadar rahimi dinlendireceğiz. Sonra tekrar suni sancı verip, yeterli açılmayı bekleyeceğiz" dedi. Sana bir an önce kavuşmayı çok istiyordum ama bir yandan normal doğum yapmalıyım düşüncesi beynimi kemiriyordu. İçimdeki sesi dinleyip normal doğum için beklemeyi tercih ettim. Annem acı çekmeme dayanamayıp, sezaryan olmam için beni ikna etmeye çalışıyordu. Gelecek olan şiddetli sancılardan habersiz "anne destek ol lütfen, ben normal doğum yapacağım" diyordum. Anneannen ve baban dışında herkesi yarın büyük gün olucak diyerek evlere uğurladık. Benim için zorlu gece saat 00:30 sonrası başladı. 5 dakika da bir gelen, ağrı boyutları dayanılmaz olan sancılarla tanıştım. O kadar yorgun düşüyordum ki sancı gittiği anda gözümü kapatıp uykuya dalıyordum. Yeniden derince nefes alıp, gelen ağrıyla nefesimi dışarı veriyordum. Nasıl desem adet sancısı gibi ama şiddetini tarif edemiyorum. Bütün gece sessiz sessiz inledim. Baban ve anneannen ellerinden bir şey gelmediği için benimle birlikte acı çektiklerini yüzlerinden hissediyordum. Kimi zaman baban gözü dolan anneanneni teselli ediyor, anneannense sırtını sıvazlayıp babanı... Nasıl geçti, nasıl dayandım bilmiyorum ama sabah 5 sularında nöbetçi dr yine muayne etti. Açıklık 3 cm. Onca ağrıya rağmen yüzüm güldü. Artık epidural yapılabilirdi. İşlem yapılırken hiç canım yanmadı. Sadece arada gelen sancılara hakim olup işlemi yaptırmak biraz kastırmıştı beni. Epidural takıldı ve sancılarımı daha hafif hisseder oldum. Bacaklarım uyuşmaya başladı, hareket ettirmekte zorlanıyordum. Sabah 7 gibi başka bir nöbetçi doktor geldi ve yine o berbat çatı muaynesi, açıklık 7 cm. Bu habere sevinmem gerekirken artık sinirlerim boşaldı ve ağlamaya başladım. Gücüm kalmamış, çok yorulmuştum. Seni kucağıma almayı istiyordum. Saat 10:00 gibi Cengiz bey geldi 10 cm'e ulaştığımızı birazdan doğumhaneye gireceğimiz müjdesini verdi. İçimden dualar edip, sadece sağlıklı olmanı diliyordum. Beni farklı bir yatağa aldıktan sonra doğumhaneye giden koridorda ilerlerken babanın elimi tutuşu, annecimle göz göze gelişimiz yine gözyaşlarıma neden oldu. Doğumhaneye girdik. Cengiz bey'e Cem bey eşlik etti. Her uyardıklarında nefes alıp, ıkınmamı istediler. Baban sağ baş ucumda bana destek oluyordu. Sana zarar gelir korkusuyla, bir an önce kavuşabilme umuduyla inanılmaz bir efor sarfettim. 3. gelen sancı ve ıkınmayla saat tam 11:02 de içimden kaydın ve karşımdaydın. Seni kucağıma alıp sağlıklı olduğunu duyduktan sonraki hislerim tarif edilemez. Aylarca içimde taşıdığım kızımız artık kucağımızdaydı.
Doğurmak, anne olmak gerçekten mucizevi bir olaymış. Başka bir boyut... Bir gücün varlığına inanmamak mümkün değil.
Şu günlerdeyse 7 aylık kocaman bir kız oldun. Anladım ki annelik dünyanın en zor en kutsal mesleği. Öyle bir aşksın ki sen; artık ne çektiğim doğum sancısını, ne lohusa hallerimde yaşadığım depresyonumu, ne de uykusuz, yorgun gecelerimi hatırlıyorum. Sadece bir gülüşün tüm olumsuzlukları unutmama yetiyor. Kokunu içime çekmek, sana dokunmak herşeylere bedelmiş. Karşılıksız tek sevgi anne sevgiymiş..
Thursday, December 1, 2011
9 aylık hamileyim - Heyecan dorukta!
5 haftalıkken karnıma düştüğünü öğrendiğimizde sabırsız annen koskoca 9
ay nasıl geçer diye homurdanıp duruyordu. Şimdi ise 39 haftayı devirdik. Gerçekten yakında anne olacağıma inanamıyorum! Belki bugün, belki yarın, belki 15 gün sonra doğacaksın bilmiyorum ama beni inanılmaz bir heyecan sardı şu günlerde. Daha geleceğin yoksa da sırf bu yüzden erken gelmene neden olabilirim:) Nasıl bir görüntün olucak? İlk bakışmamızda neler hissedeceğim? Rahat bir doğum olacak mı? Herşeyden önemlisi sağlıkla gelecek misin? Sürekli kafamda sorular sorular... Bir yandan hiç bir eksiğin kalmasın istiyorum. Dolaplarını, çekmecelerini, kıyafetlerini kurcalıyorum. İznin olmadan oyuncaklarınla oynuyorum:) Kendimce listeler yapıyor, yanına tamamladıkça tik atıyorum. Hastane bavulumu açıp açıp kapatıyorum:) Benim için 4-5 gecelik, 1 pijama, süslü taç ve tokalar, 3-4 emzirme sütyeni, göğüs kalkanı-kremi-pedi, terlik, sabahlık koydum. Senin içinse Mothercare'den aldığım 8'li hastane çıkışı takımlarından 2 tane koydum. Artık acil durum için birileri koşar getirir diye düşünüyorum:)
| Babacığın üşenmeden resimlerimizi çekti:) |
Henüz karnımdan çıkmadan önce bana yaşattığın rahat hamilelik günlerinden ötürü sana teşekkürü borç bilirim. Arada duygusal dalgalanmalar yaşatıp, beni hüzünlere boğduğun olmadı değil ama işin aslı şanslı annelerdenim. Hamilelik beni hiç ama hiç yormadı. Aksine bol bol şımartılıp, herkesin üstümüze titrediği güzel günler geçirdik seninle birlikte. Doğduğun andan itibaren pabucum dama atılıcak biliyorum ama hadi gel artık kızım, sabredemiyorum:)
Wednesday, November 30, 2011
8 aylık hamileyim - Yine göremedik seni!
Verdiğin resimde saç ve kaş gibi görünen karartılar var. Korkuyla doktora bunlar saçı ve kaşları mı diye sorduğumuzda, ultrason aletinin boş bulduğu yerleri otomatik olarak kararttığını söyledi. Umarım öyledir yoksa kara kaşlı, kara gözlü, kıllı-tüylü bir çocuk geliyor:) Doğum sonrası seni ilk sağlık kontollerinin ardından, hemen cımbız ve ağdayla kadınsal bakıma sokucaklar diye geyikler döndürüyoruz şu aralar evde:)Nasıl gelirsen gel, sen hep güzel görünüceksin bize merak etme kuzum. Sakın da yanlış anlama:) Biz sadece eğleniyoruz:) +1 kilo daha almışım ve doktorum beni tebrik etti. Gayet iyi gidiyormuşum. Kanım düşük çıktı ve kullandığım demir hapının yeterli olmadığını düşünerek başka bir ilaç verdi.
Cengiz bey'in önerisi üzerine 31+7 de devlet hastanelerinde uğraşmamak için sgk ile anlaşmalı hastanelerden biri olan Özel Dora hastanesi'ne gittim. Hem 2. göz olsun diye para vermişken muayne oldum, hem de 37.haftaya kadar çalışabilir raporumu aldım.
Odan öyle güzel ki tam bir prenses odası gibi oldu. İşim olmasada sürekli odana girip çıkıyor, eşyalarını, kıyafetlerini mıncıklıyor, geleceğin günleri hayal ediyorum. Anneannen sen henüz karnımdayken hatıra olsun diye odanda birkaç resmimizi çekti. Ellerine sağlık valla güzel fotolar çekti:)
Friday, September 30, 2011
7 aylık hamileyim
Neden mi böyle diyorum çünkü bu seferki buluşmamızda çok şükür ki seni görebildik. Burnun kordon yada bilmediğimiz başka şeylerle kapanmış olduğundan çok net görüntü alamasakta ağzını, yüzünü, başını az biraz görebildik. İnanılmaz güzellikte tombiş tombiş yanakların var. Şimdiden seni ısırasım var:) Toplamda 10 kilo almışım. Sen ise 1300 gr olmuşsun. Hem çölyak oluşum hem de minyon ve zayıf bir tip oluşumdan ötürü seni bu kadar iyi besleyeceğim aklıma gelmezdi. Hep kilonla ilgili sıkıntı yaşayacakmışız hissi vardı ben de. Doktoruma göre 3-3.5 kilo arası doğarmışsın. Henüz vakit olsada hala makat gelişindeymişsin. Oysaki ben kafayı indirdin diye düşünüyordum. Karnımda bazen öyle bir baskı yapıyorsun ki kayıp geleceksin diye düşünüyorum. Hiç rahat durmuyorsun. Ordan burdan elini, bacağını ittirip duruyorsun. Sen hiç uyumaz mısın kızım:) Doktorum "Ev de oturma, çalış! Keşke 40.haftaya kadar çalıştırsalar sizleri" diyerek 37.haftaya kadar çalışmam için de destek verdi:) Bense bir an önce evimde olup seninle ilgili tüm detayları hazırlayıp, gelişinin heyecanını sindire sindire yaşamak istiyorum ve 37. haftayı iple çekiyorum! Günden güne şiştiğimi ve ağırlaştığımı hissediyorum. Son durum +8 kilo. Hamile kaldığımda 51 kiloydum. Artık tekmelerini çok sert ve sık hissediyorum. Bu durum beni öyle mutlu ediyor ki yüzümde sürekli bir gülümseme oluşuyor.
7.ayında hamileleğim boyunca ilk kez ağır bir mide bulantısı yaşadım. İş yerinde öğle yemeğinde yediğim karnıyarık-pilav ikilisinden sonra karnımda inanımaz gerginlik oluştu. Adım atarken bile karnıma iğneler batıyordu. Eve git yat di mi yine dayanamadım, çalıştım. Mesai bitimine kadar zor dayandım. Bir an önce metroya binip evin yolunu tuttum. Darüşşafaka durağında inip asansöre doğru ilerlerken bir tuhaf oldum. Tansiyonum düşüyor heralde diye düşünüp banklara oturup biraz dinlenmeye karar verdim ki iyi ki binmemişim. Hayatım boyunca ilk kez bir istifra olayı başıma geldi. Bulantılı hamilelik geçiren tüm annelerin allah yardımcısı olsun dedim içimden. Eve geldiğimde hemen yorganı üzerime çekip uyudum. Gece ara ara bulantılarla kalktım. Durumum böyle olunca işe gitmemeye karar verdim. Anneme ne kadar iyiyim gelme desemde dayanamadı, imdadıma sıcacık çorbasıyla yetişti. 1-2 gün sonra iştahım yerine gelmeye başladı. Bu bulantının hamilelikten değil de yediklerimden olduğunu düşünüyorum. Sanırım mideyi bozdum ve karnıyarıktan soğudum. Bu aralar seni pek iyi besleymediğim için üzgünüm:(
Babacığın işlerden dolayı çok yoğun. Onu yalnız beklerken izlediğim haber, dizi, film ne varsa, normalde hiç etkilenmeyeceğim bir sahnede bile ağlar oldum. Sebepsiz yere bile ağladığım oldu. Aklıma sürekli felaketler, en kötüsünden seneryolar gelir oldu. Hamilelğimde her şey yolunda çok şükür ama benim hormonlar coştu. Artık tv izlememeye, sadece neşeli olanları seçmeye karar verdim.
Alışveriş telaşımız devam etmekte. İnceleyip durduğumuz, karar vermekte güçlük çektiğimiz araba koltuğun ve pusetini de aldık. Araba koltuğun maxi cosi pebble, pusetin bugaboo bee. Pusetini aslında bugaboo cameleon almak istiyorduk ancak benim arabama katlanmış haliyle sığmadığını görünce vazgeçtik. Baban öyle çok istekliydi ki sırf bu yüzden bana daha büyük araba alma planları yaptığını görünce bee almak için onu ikna edip hızlıca mağzadan çıkardım:) Puset için arabasını değiştiren ilk çift biz olurduk heralde. Hem belki hiç oturmayacaksın bile!
Monday, August 29, 2011
6 aylık hamileyim - Ayvalık günleri
Minnoşum bu ay öyle sağlıklı besledik ki seni inanamazsın. Nerede dersen bayram tatili nedeniyle tabiki Ayvalık da babaanne ve dedenin yanında:) Heralde 1-2 kilo almışımdır. Organik patlaması yaşadık ikimiz de. Senin de mutluluğunu içimde coşarak attığın tekmelerden anlayabildim:) Artık elini karnıma koyan herkes bu hareketleri hem hissediyor hem de iniş-çıkışları gözleriyle görebiliyordu. En çok da babanın seninle konuşma hallerine bayılıyorum.
Tatil boyunca her gün yüzdüm. Bol bol balık ve et yedik:) Akşamları sık sık Cunda'ya gidip en sevdiğimiz ve her yıl uğradığımız şarap evi Vino'da takıldık. Benim dışımda herkes ürettikleri şaraplardan içtiler. Bir kadehin zararı yok biliyordum ama yine de bir kadehle yetinemeyeceğimi bildiğimden hiç içmemeyi tercih ettim:)
![]() | ||||||
| Vino Şarap Evi |
Hazır Ayvalık-Foça arası yakınken, çok sevdiğimiz dostlarımız Barış&Emine Foça'dayken onları ziyaret edelim dedik. Üşenmedik kalktık düştük yollara. Yeni Foça'yı babanla görmüştük ama Eski Foça'yı bu sayede ilk defa gezebilme fırsatı bulduk. Yolculuk halindeyken inip çektiğim bu manzara gerçekten görülmeye değerdi. İleride böyle bir yerde yaşlanmak annenin tek hayali:)
| Foça |
Subscribe to:
Posts (Atom)




